Koç Okulları 2014 Kitap Haftası Açılış Konuşması

20 Ocak 2014

Sevgili dostlar!
Aslında bana bir açılış konuşması yapma görevi verilmişti ama ben bunu galiba yapamayacağım. Beni bağışlayacağınızı umuyorum çünkü bu sabah uyanır uyanmaz başıma gelen tuhaf şeyler sizin başınıza gelseydi, değil konuşma yapmak, bineceğiniz servisin kapısını bulmakta bile zorlanırdınız... Biliyorum, söylediklerime inanmayacaksınız. Yazar işte, uyduruyor diyeceksiniz. Haklısınız, yazarın işi uydurmak... Neyse, yine de anlatmayı deneyeyim, belki aranızdan bazıları söylediklerimi dikkate alır da bana hak verir.
Bakın, ilk şoku daha evden çıkar çıkmaz yaşadım. Karşı komşumun kapısı açıldı ve ben tam her sabah olduğu gibi gülümseyerek "günaydın" demeye ve ondan da suratsız bir homurtu almaya kendimi hazırlamıştım ki komşumun yerine insan boyunda koskoca bir ciltli kitabın acele acele asansöre koştuğunu gördüm. Asansörde yüzüme bile bakmadı. Ben rüya görüp görmediğimi anlamak için kendimi çimdikleyip popomu acıttıysam da hiçbir şey değişmedi ve koca bir kitaba dönüşmüş olan komşum asansörün kapısından hızla çıkıp arkasına bakmadan gitti. Ben de aklım iyice karışmış halde arabama attım kendimi. Ateşim çıkmış olabilirdi. Grip salgını vardı ve eğer ateşim yükselmişse böyle tuhaf hayaller görmem normaldi. Ancak kendimi hiç de hasta hissetmiyordum.
Garajın çıkışında onu yine gördüm: Kırmızı kapaklı, yaldızlı ceketli başka bir kitapla ayaküstü sohbet ediyordu. Biraz aralanmış kapaklarının arasından sayfaların hışırtısını duydum. Anladım ki kahkaha atıyorlardı.
Trafik yoğunluğu başlamıştı. Otoyolda yan yana gittiğimiz arabaların direksiyonunda renk renk ciltleri ve çeşit çeşit resimli kapakları olan kitaplar vardı. Hepsi de biraz uykulu görünüyordu. Bu beni endişelendirdi. Dikkat etmem gerektiğini düşündüm. Bir kaza filan olursa bir kitapla nasıl anlaşabileceğimi bilemeyebilirdim. Öyle ya, dili ağır bir felsefe kitabı olursa, diyelim neden öndeki araçla mesafe bırakmadın konulu bir tartışma bile çok uzayabilirdi. Mesafe kavramının belirsizliği ve kişiden kişiye değişebilir olması epey tartışma götürürdü. Daha da kötüsü sürücüsü hukuk kitabı olan bir araçla kazaya karışmak olurdu ki öyle bir durumda haklı çıkmam çok zordu. Neyse ki kaza yapmadan okulunuza ulaştım.

Ana kapıdan içeri girerken her zamanki güvenlik görevlilerine gülümsemek istedim ama onlar yerine iri yapılı sert kapaklı cilt cilt kitaplar beni karşıladı. Adımı söyledim. Sayfalarını hızlı hızlı çevirip baktılar ve geçebileceğimi söylediler.

Binaya girerken her zamanki güleryüzlü öğretmenleri göreceğimi sanıyordum ama hiçbirini göremedim. Onlar yerine kitaplar karşıladı beni. İçeri girdim. Öğrenciler yerine ortalıkta oradan oraya koşuşturan küçük kitaplar gördüm. Yine kitaplarla dolu olan masaların çevresi de o kitaplara bakan, dokunan, sayfalarını çeviren, kapaklarını okşayan heyecanlı kitaplarla doluydu. Her masada görevli olduğunu anladığım kitaplar bu küçük kitaplara kitapları anlatıyordu.

Konferans salonunun koltukları kitaplarla tıklım tıklımdı. Beni sahneye çağırdılar ve her biri birbirinden farklı olan yüzlerce kitap karşısında heyecandan dilim tutulmuş halde kalakaldım.

Bu yaşadığım ve hâlâ yaşamaya devam ettiğim şey rüya gibi bir şeydi ama ben sizlerle karşı karşıya geldiğim şu anda çok önemli bir gerçeği anladım: Herkes, hepimiz bir kitaptık... Sizler kitapsınız... Anneniz babanız kardeşiniz birer kitap... Dayınız, halanız, yengeniz... Birer kitap... Enişteniz, babaanneniz, anneanneniz, dedeniz... Onlar da birer kitap... Servisinizin sürücüsü, sokaklarda gördüğünüz insanlar kitap... Şu yanınızda oturan arkadaşlarınız, öğretmenleriniz... Her biri sayfalarını çevirip okuyabileceğiniz ve okunmayı bekleyen birer kitap... Sizlere kitaplar getirip sergileyen dışarıdaki insanların her biri bir kitap... Bizler, yazarlar çizerler... Hepimiz birer kitabız...

İşte ben bu sabah başıma gelenlerden bunu anladım.
Kitaplar önemli çünkü onların her biri insan... Kitapları seviyoruz çünkü insanları seviyoruz... Kitaplara ihtiyacımız var çünkü insanları anlamaya, kendimizi anlamaya ihtiyacımız var... Kitapları hayatımızdan çıkaramıyoruz çünkü insanız ve insanlarla var olabiliyoruz. Kitaplar içimizi bilgi, sevgi, dostluk, merak, ilgi, soru işaretleri ve bunların hepsinin ürettiği bir mutlulukla dolduruyor. Kitaplarla barışık yaşadıkça insanlarla barışık yaşıyoruz. Kitaplar hem içimizdeki hem dışımızdaki kavgaların nedenlerini anlamamızı ve onları çözümlememizi sağlıyor. Başkalarıyla ve kendimizle huzurlu var olmayı öğreniyoruz... Kitapları sevdikçe insanları seviyoruz. Kitapları sevdikçe kendimizi seviyoruz. Sevgimiz en yakınımızdakinden başlayarak çoğalıyor, komşumuzu, sokağımızı, mahallemizi, yaşadığımız kenti, ülkemizi, coğrafyamızı ve giderek tüm dünyayı ve evreni sarıyor.

Sevgili okulunuzun sevgili öğretmen öğrenci ve yöneticileri, eğer bu sabah başıma böyle tuhaf şeyler gelmeseydi de düzgün bir açılış konuşması yapmayı başarsaydım sizi gönülden kutlamakla başlardım söze; uzun yıllardır bu güzel kitap haftasını başarıyla sürdürdüğünüz için.

En kitapsever okulların başta gelenlerinden biri olan okulunuzda bulunmaktan, kitapların en güzel renkleri ve kokularıyla çiçek açacağı bu güzel haftanın açılışında huzurunuzda birkaç söz söyleme onurunu elde etmekten dolayı mutluyum.

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle hepinize teşekkür ederim.

TOP