Görkem Yeltan / Böyle de Ödev mi Olur?

Böyle de Ödev mi Olur! Fatih Erdoğan'ın yazdığı ve çizdiği harika bir kitap. Erdoğan yine Mavibulut etiketiyle yayımlanan kitabında bizi eğlenceli bir hikâyenin içinde dolaştırıyor. Kapakta "havalı, yakışıklı (öhhö!), süper kahraman Memo'nun Hayatı ve Eserleri" üst başlığına rastladığımız anda başımıza gelecekleri iyi biliyoruz biz Fatih Erdoğan okurları. Kitaptan başımızı kaldıramayacağız, hikâyenin içinde ezber yapa yapa dolaşacağız ve bittiğinde üzüntüden karnımıza ağrılar girecek. Bittiği için bozulacağız, bozulduğumuz için de kendimize kızacağız. Hatta Çikolata bana kızacak ve daha yavaş okuyabilirdin diyecek. Ben de ona kızacağım, o zaman senin sıran geldiğinde sen yavaş okusaydın diye.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki kitap yavaş okunacak gibi değil. Su gibi akıp gidiyor, tutamıyorsunuz kendinizi, yavaşlamanıza izin veremiyorsunuz.
"Merhaba! Adım Memo... Yukarıdaki benim resmim Nasıl biri olduğumu bilesiniz diye şimdiki halimin resmini çizdim. Eğer görünüşüm hakkında bir fikriniz olursa biraz sonra anlatacaklarımı daha iyi anlarsınız diye düşündüm" diye başlıyor. Çikolata ve ben göz göze geliyoruz sayfamızı çevirirken. İkimizin de aklına gelen isim kuzenim Derin.
Derin, ki köşemizin logosunun çizimi kendisine aittir, Fatih Erdoğan'ın çizimlerine bayılır. Çikolata ve ben de çok severim Erdoğan'ın hem karakter hem de tiplerinin çizimlerini Onun için çizimlerin hikâyelerle iç içe girmesi de biriciktir.
Memo devam ediyor ve söyle diyor: "Tabii size doğru söylemiyor olabilirim, Yani sonuçta o resmi ben çizdim ve kendimi olduğumdan farklı çizseydim bile siz bunu anlamazdınız değil mi?”
Dört ayrı çizimle buluşturuyor sonra bizi. Kocaman bir gülümseme gelip konuyor yüzümüze. “İşte gerçek ben” dedikten sonra, “Not: Valla” yazan yaratıcımız bizi kıskıvrak yakalıyor henüz hikayemiz başlamadan. Espri yeteneği çocuk kitaplarında sıkça karşılaşmadığımız, iyileriyle karşıyaştığımızda ise bizi mest eden bir yetenek. Babası, annesi, kardeşi, kedisiyle tanışıyoruz Memo'nun. Arkadaşı Köfte, öğretmeni ve diğer karakterler derken bir de bakıyoruz ki katmanları önümüzde çok katlı pasta gibi duran bir hikâyenin içine düşmüşüz. Ana hikâye öğretmenin verdiği ve “Üzerinde ciddi ciddi çalışacağınızı umuyorum!” dediği ödevle şekilleniyor. Memo'nun üzerinde ciddi ciddi çalışacağı konuyu duyduğumuz anda kıkırdamaya başlıyoruz. Memo'nun araştırma konusu: “Acaba aşk var mı?”
İşte eğlenceli bir girişle bizi uçuran kitap esas bundan sonra su gibi akmaya başlıyor. Hem Memo'nun çevresindekileri tanıyor hem de aşkı tanımlayan büyüklerin dünyasına uzanıyoruz. Erdoğan tüm ustalığıyla karakterleri bu sorunun etrafında topluyor, onların bakış açılarını ve karakter özelliklerini seriyor gözlerimizin önüne.
Memo ona söylenenleri not aladursun biz de kendi hayatımız için notlar alıyor, karakterlerin aşka bakışlarını büyük bir beğeniyle seyre dalıyoruz. Memo'nun İpek'e olan hislerine odaklanıyoruz. “Niye soruyorsun havalı, yakışıklı ve süper kahraman Memo'cuğum? İpek var ya sevdiğin, ona hissettiklerini yazmayı denesene...” diyoruz sık sık Çikolata'yla, sanki Memo bizi işitebilecekmiş gibi. Bunları söylerken ona, silgisinin bir yüzüne kendi ismi olan İpek'i yazıp diğer tarafına Okan yazdığı için Memo'nun kıskançlık dalgalarının üzerinde sörf yapan İpek'ten söz ediyoruz elbette.
Babasının akvaryum düştüğü için şişen başparmağına kardeşinin kalemiyle gülen yüz çizmesinden tutun da bunu müdürün karşısında sallayıp durmasına, Köfte'yle maceralarına ve özellikle Köfte'nin babasının patronunun eşinin her ikisini de sevgiyle boğmasına kadar pek çok sürükleyici olaylarla dolu hikâyenin içi.
Memo şöyleymiş Mavibulut'a göre: Komik, meraklı, açıksözlü, âşık, şaşkın, içten, dürüst.
Böyle biriyle tanışmayı kim istemez?
Hiç vakit kaybetmeden Böyle de Ödev mi Olur? kitabıyla karşılaşmanızı tavsiye ederiz. Kim bilir belki de yazın bu güzel aylarında kendinize Memo'dan duyduğunuz ödev gibi bir ödev uydurursunuz. İşte o zaman değişecek dünya. Çevrenizdeki herkese “Aşk var mı?” diye sorduğunuzu düşünsenize. Düşünmesi bile yeter yazı mükemmel geçirmeye...
TOP