Mavisel Yener / Sihirli Gözlük

Mavisel YENER

FATİH ERDOĞAN’DAN SİHİRLİ GÖZLÜK ÜÇLEMESİ
Fatih Erdoğan’ın yazdığı “Sihirli Dizi” nin 8. kitabı olan Sihirli Gözlük-Üçüncü Kitap okurları ile buluştu. Ekim 2007’de çıkan Birinci Kitap’ta Emre ve sihirli gözlüğü ile tanışmıştık. Emre sihirli gözlüğü ile her şeyin içini görebiliyordu. Öyle ki, cansız bir mankenin içine yerleştirilmiş bombayı görüp de yetkilileri uyarınca tüm ülkede ilgi odağı oluverdi. Her şey bundan sonra başladı… Bu olağandışı durum çok geçmeden kötü niyetli kişilerin de dikkatini çekti; eve gelen iki adam Emre’ye bir kobalt taşı uzatıp içinde yazılanları okumasını istedi. Emre, sihirli gözlüğü sayesinde taşın içindeki yazıyı okuyabildi, ama içinden gelen sesi dinledi ve orada neler yazdığını adamlara söylemedi. Kitap şu satırlarla bitmişti:
“Neyse ki…” dedi yüksek sesle. “Taşın içinde bir şey olmadığını söyledin. Artık bir daha karşılaşmayız…” Emre’nin babası bu sözüyle ne kadar yanıldığını henüz bilemezdi.”
Sihirli Gözlük’ün ikinci kitabı şöyle başlıyordu: Uzun boylu adam taksinin arka koltuğunda oturuyordu. Dizine yasladığı not defterine tane tane yazdı: DEVIL ROCKS ANGEL FALLS. “İyi akıl ettin!” dedi kısa boylu şişman olan “Nereye koydun?” “Şşşşt…” dedi uzun boylu. Eliyle kulağındaki kulaklığı oynattı “Öteki odaya geçtiler galiba. Ses zayıfladı.” Bu iki garip adam eve bir dinleme cihazı yerleştirmişlerdi. Kobalt taşının içinde yazılı olanları öğrenmek onlar için önemliydi, taşın içinde gizli bir hazinenin yerinin yazılı olduğuna inanmışlardı. Aslında peşinde oldukları sadece taşın içinde yazanlar değildi kuşkusuz. İki yabancı çok geçmeden, bir kez daha geldiler Emre’nin evine. Bu kez yanlarında, Profesör Baret da vardı. Ancak onun yorgun ve hırpalanmış hali Emre’yi iyice huzursuz etti. Hele, garip görünüşlü adamlardan birinin cebindeki tabancanın profesöre dönük olduğunu görünce… Profesör Baret evden ayrılmadan önce ne yaptı etti bir kitap bıraktı: “The Legend of Temiskaming Angel-Temiskaming Meleğinin Efsanesi isimli bu kitap, bir türlü kavuşamayan genç âşıkların öyküsünü anlatıyordu. Bu Kızılderili öyküsünde “Devil Rocks” sözünün nereden geldiğine ilişkin ipuçları vardı. Gece babasının sesinden dinlediği bu öykü ile derin bir uykuya dalan Emre sabah kendini bambaşka bir yerde buldu. Yanında o iki yabancı ve Profesör Barret vardı. Emre neler olduğunu anlamaya çalışırken anne ve babası da çocuklarını sağ salim bulma çabasındaydı.
İkinci kitabı bitirdiğimizde merak ettiklerimiz daha da çoğalmıştı: Emre, bu adamların elinden kurtulabilecek miydi? DEVIL ROCKS, ANGEL FALLS ne demekti? Anne ve babası ona nasıl ulaşacaktı? Kötü niyetli yabancılar neyin peşindeydi?
Sihirli Gözlük’ün üçüncü kitabı bu soruların yanıtlarını barındırdığı gibi, sayfalarda daha pek çok sürpriz bekliyor okuru. “Adını sadece macera kitaplarından duyduğu, heyecan verici görüntülerini doğa belgesellerinde izlediği dünyanın öte ucundaki bir kıtaya götürüleceğini birileri ona söyleseydi asla inanmazdı. (s, 35)” Emrenin kobalt taşı içinde yazanları gördüğünden ve hazinenin yerini bildiğinden emin olanlar onu Venezuella’ya kaçırmışlardır. Neden Venezuella? Bunun sırrını kitabı okuyanlar çözecek elbette. Ya, Emre’nin annesiyle babası Ciudar Bolivar kentinin havaalanında ne arıyor? Kiraladıkları küçücük uçak onları nereye götürüyor? (“Ciudar Bolivar”ı, benim gibi, görmeyenler varsa bilgisunarda kısacık bir arama turuna çıkıp olağanüstü güzellikte bir kentin, enfes manzaralarını izleyebilirler) Sihirli Gözlük neler anlatıyor? Yerlilerin sırrı ne? Kobalt taşlarının binlerce yıllık serüveni neler gizliyor? Emre ülkesine geri dönebilecek mi? Soruların yanıtlarını okuyan yürekler bulabilecek…
Sihirli Gözlük’ün üçüncü kitabı Güney Amerika coğrafyasının sihirli renklerini, seslerini barındırıyor içinde. Çocuk edebiyatının usta kalemi Fatih Erdoğan’ın betimlemeleriyle beraber ekvatora iyice yaklaşıyoruz: “Birden, sanki gökyüzünde ikinci bir atlas okyanusu varmış da, bir anda yeryüzüne inmeye karar vermişçesine yoğun bir yağmur, birbiri ardına çakan şimşeklerin insanı dehşete düşüren cayırtısı eşliğinde yeri göğü tufana çevirerek döküldü. (s, 131)” Erdoğan, Emre’nin yaptığı bu yolculuğu kendisi de gerçekten yapmış, o büyülü kentlerde soluk almış.
Özgün ve özgür yaratıcı yazarlığın ürünü olan Sihirli Gözlük üçlemesi “Çocuk için nasıl bir olay örgüsü? Fantastik edebiyata evet, ama nereye kadar? Çocuk için nasıl bir dil? Sezdirmeden bilgilendirme, fakat nasıl? Sürükleyici bir okuma, ama nasıl? Çocuk okuru kışkırtmak, niçin?” sorularını yaratıcı yazma işliklerinde tartışanlar açısından da bulunmaz bir örnek. Kitabın resimlemesini yapan Huban Korman’ı yalın ama çok ilgi çekici, karakalem iç resimler için kutlamak gerek.
Eğlenerek, merakla okuduğum bu kitaptan bir de ne öğrendim biliyor musunuz? Venezuella’ya vizesiz gidilebiliyormuş
. E, zaten kitaplar istediğimiz her yana vizesiz götürmüyor mu?
www.maviselyener.com
Fatih Erdoğan / Mavibulut Yayınları / Resimleyen: Huban Korman / 168 S /Kasım 2008/ 8+

TOP