"yazarlara sorular..." / (röportajcı belirsiz)

1. İlk okuduğunuz satın aldığınız kitap neydi?
“Pamukla Pabuç” adlı resimli bir kitaptı ama para verip almadım galiba. Ya okuldan edindim ya da eve biri getirdi.
2. Kaç paraya almıştınız?
Hatırlamıyorum. İlk hatırladıklarım Jules Verne’lerle başlıyor ki tabii onların da fiyatlarını hatırlamam mümkün değil. (3 ve 4 numaralı sorularını bu nedenle atlıyorum.)
3. Kendi birikiminizle mi almıştınız, ailenizin verdiği parayla mı?
Hatırlamıyorum.
4. Neden o kitabı almıştınız? Kendiniz mi seçmiştiniz, bir başkası mı?
Herhalde kendim seçtim.
5. Kitabın içeriğine, kapak resmine dair neler var hafızanızda?
Pamuk bir kedinin adıydı. Yavru bir kedi. Dere kıyısında oynarken eski bir pabucun içine giriyor ama pabuç dereye kayınca akıntıyla sürüklenmeye başlıyor. Kediciğin pabucun içindeki çaresiz ifadesini hatırlıyorum. Ben de onunla birlikte heyecanlanmıştım. Bir de başka bir kitapta bir tilkinin horozu gırtlağından yakalamış görüntüsü var aklımda; dehşete kapılmıştım.
6. O kitap hala durur mu kütüphanenizde?
Hayır ama galiba hâlâ bulmak mümkün, Özyürek Yayınları’nın bir kitabı ve internet taramasından anladığım kadarıyla benim gibi çocukluğundan o kitabı unutamayan başkaları da var. Bakın kapağını da ekliyorum size:

Screen Shot 2015-11-03 at 11.59.05

7. Çocukluğunuzda kitapla ilişkiniz nasıldı? Kitap edinmek zor muydu, bulması ya da satın alması?
Evde kitap okuyan olmamasına rağmen benim okumam hep önemsendi. Kitap istediğimde akan sular hep durdu ve bu konuda (ve tüm eğitimimle ilgili) parasızlık hissettirilmedi bana. Mahalledeki kırtasiye dükkanının sınırlı kitap raflarının ardından kütüphaneyi (Küçükçekmece halk kütüphanesini) ve tabii mutluluğu keşfettim.
8. Okuyucu olarak katıldığınız ilk kitap fuarını hatırlıyor musunuz? (Bu fuar, çarşıda açılan bir sergi de olabilir) Neler yaşamışi, neler hissetmiştiniz?
Galiba ilk katıldığım fuardan itibaren okur olmamın yanı sıra hep yayımcıydım. Yani daha çok ikinci sıfatım öne çıktı fuarlarda, standımdan ayrılıp kendime kitap baktığım anlar dışında.
9. Yazar olarak katıldığınız ilk fuarı hatırlıyor musunuz?
Mecidiyeköy FM Kültür Merkezi’nde Cumhuriyet kitap Kulübü’nün düzenlediği bir etkinlikti.
10. Yazar ve okuyucu olarak fuara katılmanın farklılıkları üzerine neler söylersiniz?
Okur olarak katılmak biraz daha yüksüz bir şey. Elinizde çantanız (hele çekçek arabalıysa iyice yüksüz..) öylece standların arasında dolaşmak... Çeşitli alanlarda yayımlanmış kitapların sizdeki, sizin bile unuttuğunuz veya o ana dek keşfetmemiş olduğunuz ilgi tomurcuklarını kışkırtması, hayaller hayaller... hemen eve koşup hepsini aynı anda okuma açgözlülüğünün muhteris tadı...
Yazar olarak durum farklı... Kitabınız fuara yetişti mi? İlgi nasıl olur? Gelenler gidenler... Epeydir karşılaşılmayan dostlar... Hele çocuk yazarıysanız sizi öteden beri izleyen çocuk okurlarınız ve onların anne babaları... Güler yüzlü sevgi dolu bir ortam... Doğrusu en şımardığım ortamlardan biri fuar ortamları...
11. Yayınlanan ilk kitabınızı ilk kim aldı, nasıl bir deneyimdi bu anlatır mısınız?
Redhouse Yayınevi’nden çıkmıştı ilk kitabım. “Pan ve Çiçeği.” İlk kim aldı hiç hatırlamıyorum. Herhalde çevreme dağıtmışımdır ben satın almalarını beklemeden...
12. Kitap fuarlarıyla ilişkinize dair, kitap satın almaya dair (bir ritüeliniz var mıdır) neler söylersiniz?
Ritüel... Yani bundan her fuarda yaptığım şeyleri anlıyorum... Aynı zamanda yayımcı da olduğum için her zaman ilk yaptığım, tek tek kitaplara fazlaca eğilmeksizin tüm fuarı bir dolaşmak oluyor; birlikte geçirilecek bir 8-9 günün öncesinde tanıdıklarımla kucaklaşmak ve nice yılları aynı alanda yaşıyor olmanın sevincini paylaşarak kendimi iyi hissetmek için... Hafta boyunca ise boş kaldıkça kendi okumalarım için bu kez kitapların içine girerek dolaşıyorum standları. Fuarın bitimine doğru masalarımızın altlarında üstünde adım yazılı poşetler birikiyor tabii. Tanrım ne büyük bir zevk onlarla eve gitmek ve masanın üzerine yığmak, okunacak (değişebilir) sıraya göre. Söylemeden geçemeyeceğim bir başka ritüelimiz de fuarın orta yerinde beliriveren arnavut asıllı annemin yıllardır her fuarda getirdiği börek... O sırada Mavibulut standına uğrama şansına ermiş bulunan dostlarımızla bu gerçek böreği paylaşmak. Hangi gün mü geliyor annem? İşte bu söylenmiyor kural olarak. Şansınıza artık...
TOP