Neydi Alice'in Büyüsü?

lewis-carroll

“Güneş her zaman dünyanın yalnızca yarısını aydınlatabiliyor. Dünya döndükçe de aydınlanan yarıküre hep değişiyor. Örneğin, Londra'da şimdi sabah diyelim, günlerden de salı. Başka bir saatte İngiltere'nin batısında salı sabahı olacak; eğer önümüze okyanuslar çıkmasaydı da yolumuza devam edip dünyanın çevresinden dolaşabilseydik tam yirmi dört saat sonra yine Londra'ya ulaşıncaya değin hep salı sabahını yaşayabilirdik. Ama Londra'ya ulaştığımızda biliyoruz ki bizi karşılayan gün artık salı değil çarşamba sabahı; yirmi dört saat geçti çünkü! O halde söyleyin bakalım, salının çarşambaya dönüşüverdiği sınır neresi yeryüzünde? Hangi noktada artık salıya çarşamba demeye başlıyoruz?”

Yukarıdaki satırlar
Alis Harikalar Ülkesinde'nin* yazarına ait; 1850'de bir dergide Güçlükler adıyla yayımlanmış. Sözcük ve mantık oyunlarına son derece düşkün olan yukarıda gündeme aldığı güçlüğün yalnız çocukların değil, büyüklerin de kafasını karıştırabileceği gerçek. Acaba Alice'in bu kadar beğenilmesinin sırrı yazarının bu çok boyutlu seslenebilme yeteneği miydi?

Çocuk edebiyatı tarihçilerinin üzerinde hemen anlaşıverecekleri bir görüş de
Alice Harikalar Ülkesinde ile o zamana kadar egemen olan ahlakçı tutumun şöyle bir sarsıldığıdır. Peri masallarının, hayal ve fantezilerin çocuklara zararlı olduğu görüşünün pek bir rağbette olduğu bir yüzyılın ertesinde, didaktik olmayan ve tümüyle hayal gücüne dayalı bir çocuk kitabı yazmaya kalkışan kişinin ancak iflah olmaz bir anarşist olması gerektiğini düşünüyor insan. Oysa yazıldığı 1865 yılından bu yana, her yayımlandığında aynı canlılıkla ve ilgiyle okunan Alice'in yeraltındaki serüvenlerinin yazarı Lewis Carroll takma adlı Charles Lutwidge Dodgson dinine bağlı bir rahip ve bir matematikçiydi. Kilise adamı olarak ne kadar kuralcı, ahlakçı ve ağırbaşlıysa, bir matematikçi olarak o kadar muzipti. Çocukken oynadığı oyunlarda bile oyundan çok oyunun kuralları üzerine kafa yorar, en mükemmel kuralları bulunca da yazılı hale getirirdi. Paket yapması gerektiğinde kağıt kalem alıp hesaplar yapar, ipin tam olarak neresinden düğümleneceğini önceden hesap ederdi. Kimi zaman zıtlaşan, kimi zamansa birbirini bütünleyen bu niteliklerini ayırırken farklı isimlerinden yararlanırdı: Alice'in öykülerini Lewis Carroll yazmıştı, hiçbir biyografisinde Charles Lutwidge Dodgson adını kullandırmadı. Öte yandan kiliseye Lewis Carroll adına gelen mektupları da hemen iade ediyordu! Carroll sanki Dodgson'ın başkaldıran yanı gibiydi.

Alice Harikalar Ülkesinde'nin bir başka önemli yanı da doğrudan doğruya bir çocuğa yönelik olarak yazılmış olmasıdır.**
Alice Pleasance Liddle, yazarın görevli olduğu kilisenin başrahibinin üç kızından biriydi. İlk karşılaştıklarında Alice dört, Lewis Carroll yirmi dört yaşındaydı. Bu tanışmadan sonra Lewis Carroll sık sık çocuklarla ilgilenmeye, onlara kendi uydurduğu masalları anlatmaya, bazen de onları sandalla gezdirmeye başladı. İşte Alice'in yeraltındaki serüvenlerinin anlatılması bu sandal gezilerinde başladı. Lewis Carroll'un artık Alice ötekilerden daha fazla önem vermeye başlamış olduğunu belirtmeye gerek yok. Bu noktada yazarın özgeçmişi biraz olumsuz değerlendirmelere yol açıyor tabii. Yazarın küçük kızlara (özellikle Alice'e) gösterdiği yakınlık, hele hele yazarın fotoğrafçılık merakı işe karışıp da çocukların çeşitli pozlarda fotoğraflarını çekmeye başlaması Alice'in ailesini tedirgin ediyor. Yine de yazarın 1863 haziranından sonra uzun bir süre için birdenbire hiç istemediği halde Alice'te uzak durmasının nedeni tam olarak anlaşılamıyor çünkü anı defterinin o yaprağı yırtılmış. Tatsız bir şeylerin olduğu anlaşılıyor. Yazarın aslında evlenebilmek için Alice'in büyümesini beklediği, bunun da kızın annesi tarafından sezildiğini ileri sürenler de var. Lewis Carroll sonraları evlenen Alice'e yazdığı bir mektubunda çok “çocuk-arkadaş” edindiğini ama hiçbirinin Alice'in yerini dolduramadığını yazar.

Unknown images

Alice Harikalar Ülkesinde'nin ilk baskısı 1865'te yapıldı. Yazarın elle hazırladığı ve kendi resimlediği ilk kopyası ise 1864 noelinde Alice'e armağan edilmişti bile.

220px-John_Tenniel images-1
John Tenniel bir dergide karikatürcüydü. Alice'i okuduğunda resimlemeyi hemen kabul etmiş ama Lewis Carroll'un aşırı titiz olduğunu ileri sürerek kitabın devamı olarak yazılan Tılsımlı Ayna'yı (
Through the Looking Glass, and What Alice Found There, 1871) resimlemeyi uzun bir süre reddetmiş, sonradan yumuşamıştı.

Lewis Carroll, çizerin resimlerinde gerçek Alice'i model almasını pek istememişti. Elle hazırladığı kendi kitabında Alice'i değil, en küçük kardeş olan Edith'i model aldığı söyleniyor. Alice'i başka gözlerden bu denli sakınmasının bir başka örneği de 1886'da artık Hargreaves soyadını almış olan Alice'e elle hazırladığı kopyanın tıpkı basımı ile ilgili gelişmeleri anlattığı mektubunda:

Londra'daki kalıpçı önce kitabın sayfalarının tek tek fotoğrafını çekmeyi teklif etti. Bunun için de ona güvenip kitabı teslim etmeliymişim! Hemen reddettim tabii. Bana basım için ödünç vermek lütfunda bulunduğunuz ve yalnızca sizin için hazırlamış olduğum o kitaba nasıl olur da bir kalıpçı ustasının dokunmasına izin verebilirdim. Benim evimde çalışabileceğini ve sayfaları ona tek tek kendi elimle çevireceğimi söyledim, kabul etmedi...

Alice Harikalar Ülkesinde yayımlanır yayımlanmaz 'içinde hiçbir ders bulunmayan kitap' olarak dikkati çekti. Sözcük oyunları, mantık zorlamaları ve komiklikleriyle tuhaf bir kitaptı. İlk beş yıl satılan kitap sayısı 25 bini bulmuştu. Yazarın 1898'de ölümüne kadar yalnızca İngiltere'de 86 bin Alice satılmıştı.
İçindeki alışılmadık tuhaflıklar mıydı Alice'i ölümsüz yapan, yoksa o okuyana her düzeyden seslenebilen çok katlı yapısı mı? Yazarın hayal gücünü böylesine kışkırtan ve onu yazmaya iten dürtü on yaşındaki küçük Alice'e duyduğu tanımsız yakınlık mıydı? Fotoğraflarındaki o dingin ve biraz da gizemli bakışlı Alice'te ne vardı böylesine yazarı etkileyen? Neydi Alice'in büyüsü?

--------------------------------------

* Bizde çoğu kez “Harikalar Ülkesi” diye yayımlandı. Oysa “Tuhaflıklar Ülkesi” olmalıydı çünkü Alice'in görüp yaşadıkları harika değil tuhaftı.
** “
Çocuk edebiyatının olmadığı”nı kanıtlamak için bizde pek sık dile getirilen bir görüş de çocuk klasiklerinin aslında vaktiyle büyükler için yazıldığı ama sonradan çocukların onlara sahip çıktığıdır. İşte tam tersi bir örnek: Alice'e sonradan büyükler sahip çıktı!

Cumhuriyet Gazetesi/ Çerçeve Dergisi/Mart 1987. sayı 18. sayfa 35.


ADI GEÇEN KİTAPLARI (BİR DAHA) OKUMAK İSTERSENİZ:
Alice Harikalar Diyarında ve Aynadan İçeri, İthaki Yayınları, 278 s. (Her iki kitabı da içeriyor.)
Alice Harikalar Diyarında, Can Yayınları, 156 s.


TOP