Öyle Bir Kitap...

Öyle bir kitap istiyorum ki içinde her şey olsun...

Bu sözü bir kitap fuarı sırasında annesinin elinden bir an için kurtulup yanımıza geliveren bir çocuk söyledi. O anda istediği kitabı çıkarıp verebilmeyi öyle istedim ki... O her şeyin dilenebildiği çünkü her şeyin pekala mümkün olduğu, o sınırbilmez, o coşkulu yaşlarındaydı. O istediği her şey kuşkusuz kendine göre bir 'her şey'di. Andersen'in Çirkin Ördek masalında anne ördek yavrularına dünyanın ne kadar geniş olduğunu anlatırken “Ohoooo...” der, “Dünya içinden çıktığınız yumurta kadar mı sanırsınız, şu ötedeki çitin arkasına kadar uzanır dünya!”

Çocuklara nasıl kitaplar okutulması gerektiği konusu çocuk yayımcılığının anne-babaya zaten pek seçme hakkı verebilecek düzeyde olmadığı ülkemizde bile bir sorun. Çocuk yayımcılığının gelişmiş olduğu ülkelerde anne-babaya yönelik kitap ve dergilerle çocuk kitapları tanıtılır, daha sağlıklı bir seçme yapabilmeleri böylece sağlanır. Ülkemizde çocuk yayınları üzerine birkaç bibliyografya çalışması dışında değerlendirme kitapları ve hele çocuk yayınlarını sürekli tanıtan dergiler hiç yok. Bu da anne-babanın çocuğuna kitap alırken bir anlamda yalnız kalmasına, aldığı bir kitabı pek içine sinmeden çocuğuna sunmasına neden oluyor. Ama yine de, kitapçıda bulunan az da olsa birkaç iyi kitabı anne-babanın keşfedebilmesi ve en azından var olanlar arasından doğru bir seçim yapabilmesi mümkün.

Çocuğun, istediği bir şeyi tarif ederek istemesi hiç kuşkusuz onu alacak olan büyük için de bir kolaylık gibi görünüyor. Ama doğrusu iş her zaman bu kadar sorunsuz olmuyor. Oyuncakçıdaki, kırmızı ışıklar çıkararak yürüyen ve yürürken düdüğü öten bir itfaiye arabasını istediğinde işiniz kolay; paranız varsa gider alırsınız. Ama içinde her şey olan kitap? Evet, biraz zorlanacaksınız bunun için. Belki çocuğunuzla pazarlık ederek bu isteğini biraz yumuşatmasını sağlayabilirsiniz. Tıpkı, kırmızı ışıklı itfaiye yerine belki daha ucuz olan sirenli bir ambulans önermek gibi, içinde her şey olan kitap yerine ne mi önerilebilir? İçinde bir şeyler olan kitap kuşkusuz! Ama içinde bir şeyler olmayan hangi kitap var ki?.. Kitapçılarda az ya da çok bir takım çocuk kitapları satılıyor. Bunların her birinde farklı ya da birbirlerini tekrarlayan bir şeyler var; olmaması da mümkün değil. 'Her şey'den zaten vazgeçmiştik, içinde 'bir şeyler' olan kitabı alacağız ama hangi 'bir şeyler?'

Anneler babalar çocuklarına güzel kitaplar bulamadıklarından yakınıyorlar. Bu doğru, çocuk yayımcılığı çok gelişmedi ülkemizde. Bu yakınmanın hemen ortaya çıkardığı bir gerçek de çocuk kitaplarının 'güzel kitaplar' ve 'güzel olmayan kitaplar' olarak ayrıştığı... Hangi kitaplar 'güzel kitaplar'dır? Renkli kitaplar mı? Baskısı temiz olanlar mı? Resimleri sanat değeri taşıyanlar mı? Dili akıcı olanlar mı?

Görüldüğü gibi, çocuğa kitap seçme konusunda büyüğe bazı görevler düşüyor. Okulöncesi yaş grubu çocukları kitapla ilişkilerini kesin olarak bir büyük aracılığı ile kurarlar. Kitabı onlara büyük alır, sayfalarını çevirir, resimlerini gösterir, anlatır, okur, soruları yanıtlar, kitapta olan bitene çocukla birlikte güler, üzülür. Büyük için böyle bir faaliyet zaman açısından tam bir fedakarlık demektir. Çalışan, yorgun bir anne-babanın bütün iyi niyetlerine rağmen bunu başarmaları büyük bir çaba gerektiriyor. Kitaplar işte bu noktada büyüklere kolaylık sağlar. Anne ya da baba her an çocuğun beklediği yeni yeni masallar hatırlayamaz ya da uyduramaz ama bunları pekala bir kitaptan okuyabilir. Ama hangi kitaptan?

Amerikalı çocuk kitapları yazar/çizeri Maurice Sendak 1964 yılında 'Canavarlar Ülkesinin Kralı' kitabı ile Caldecott Ödülü'nü aldıktan sonra bir kokteylde yanına bir hanım sokulur ve “Sayın Sendak” der, “Çocuğum kendisine kitabınızı ne zaman okusam hemen kendini yerlere atıp ağlamaya başlıyor!” Sendak çok şaşırır. “Eee, siz de niye okuyorsunuz ki o zaman?” diye soracak olur. “Ama kitabınız ödül aldı ya!” diye yanıtlar kadın.

Ödül almış bir kitap her yönden çok üstün olabilir. Birçok kimse o kitabın çok güzel olduğunu söyleyebilir; siz de aynı fikirde olabilirsiniz; hatta ünlü bir edebiyatçı, bir çocuk gelişimi uzmanı o kitabın çok güzel ve gerekli olduğunu televizyondan duyurabilirler. Ama bütün bunlara rağmen çocuğunuzun onlarla hemfikir olmak gibi bir zorunluluğu asla yoktur. Ayrıca her çocuk için uygun ya da yararlı bir kitap da yoktur. Sadece büyüklerin her çocuk için 'uygun' ya da 'yararlı' buldukları kitaplar vardır. Bu nedenle kitabı seçerken kitapla ilgili dış değerlendirmelerden önce büyük kendi çocuğunun özelliklerini dikkate almalıdır. Alınan bir kitaptan hoşlanmadığında şaşırmamalı, ısrar da edilmemelidir. Anne-babanın görüşleri hiç kuşkusuz kitap seçerken işe karışacaktır ve karışmalıdır da. Onların iyi, güzel, doğru anlayışı kitabın iyisini, güzelini ve doğrusunu seçerken en sağlıklı kılavuzlarıdır çünkü çocukların beklentilerini, özelliklerini en yakından bilen onlardır. Ama anne-baba çocuğun kitaplar konusundaki isteklerini tümüyle kendi çizdikleri bir planla sınırlayıp yasaklar ve okuma listeleri oluşturmamalıdır. Okulöncesi dönemini okula hazırlık dönemi olarak algılamak doğru değildir. Bir insan yaşamının ilk altı yılıdır ve bu sonraki okul döneminden bağımsız olarak da bir anlamı, önemi vardır. Bu nedenle kitapların mutlaka saymayı, okumayı vb öğreten kitaplar olması, kısacası eğitici-öğretici olması zorunlu değildir. (Yine bir kitap fuarında çok sayıda anne-babanın “okulöncesi test kitabı” aradığına tanık oldum. Emin olun, hop hop tavşanın evinin yolunu nasıl bulduğunu temiz bir dille anlatan üç-beş sayfalık bir kitap zekasını çok daha fazla çalıştırır çocuğunuzun.)

Çocuk kitaplarında resimleme konusu ayrı bir önem taşıyor. Özellikle, okumayı henüz öğrenmemiş çocuklar için kitabın resimleri çok gerekli. Çünkü öyküyü bu resimler aracılığıyla izliyorlar. Bu, aynı zamanda çocuğun resimle de ilk buluşması. Bu nedenle resimleri hem çocuğun öyküyü anlamasına, izlemesine yardımcı olacak netlikte ve açıklıkta olması gerekirken, çocuğun estetik yönden gelişmesine yardımcı olabilecek güzellikte olması da gerekir. Peki hangi resimler güzel? Yine bu konuda da değerlendirmeyi yapacak olanlar anne ve baba. Onlar bir kitabın estetik yönden güzel olup olmadığına karar verecekler. Onlara dışardan önerilebilecek tek şey çocuklarını tek tip, klişeleşmiş resimleme anlayışlarına mahkum etmemek, farklı üsluplarla resimlenmiş kitaplarla çocuğu zenginleştirmek.

Bu yaş çocuklarının kitaplarında ele alınan konuların da kitabı değerlendirirken dikkate alınması gerekiyor. Bize çok anlamlı gelen bir tema, örneğin gurur, özgürlük düşüncesi vb gibi soyut kavramlara dayalı kitaplar çocuğa çok anlamsız gelebilir. Yine aynı şekilde, alışılmamış devriklikte cümlelerle çok katlı benzetme ve sembollerle işlenmiş bir metni bu yaş çocuklarının anlaması da imkansızdır. Bu durumda ölçüyü belirlemek yine kitabı alan büyüğe kalıyor. Önerilebilecek şey, çocuğun o sıralarda nelerle ilgili olduğunun göz önüne alınması. Örneğin, kediyle ya da pencereye konan kuşlarla ilgileniyor, onlar hakkında sorular soruyorsa, içinde kuşların ya da kedilerin bulunduğu bir kitap arayabilirsiniz.

Görüldüğü gibi, çocuğa kitap seçiminde asıl ölçüyü çocuğu yetiştiren büyük koyuyor; bu ölçü de öyle kesin kurallara bağlı değil ve her çocuk için geçerli reçeteler de yok. Her konuda çocuk nasıl büyüğün “ürünü” oluyorsa, okuduğu kitaplarla da büyüğün beğenisini, büyüğün kitap zevkini ve büyüğün okuma alışkanlıklarını yansıtacak. Sağlığına, okuduğu okula, beslenmesine, yaşadığı çevreye nasıl özen gösteriyorsak, neler okuyacağına da aynı özeni göstermek zorundayız.

Pembebağcık Dergisi/ Şubat 1987/ sayı 1/ sayfa 34-36.

TOP